Algı Kuramı Olarak Yönelimselcilik Aleyhine Bir Argüman
MetaZihin Yapay Zeka ve Zihin Felsefesi Dergisi December 31, 2025 DOI: 10.51404/metazihin.1760166 (opens in new tab) via OpenAlex
Summary
AI-generated from the abstractThe problem of perception, especially in cases of hallucination and illusion, asks what constitutes phenomenal character when the object we take ourselves to perceive is absent. Intentionalism is often presented as a fourth alternative to sense-datum theory, naïve realism, and adverbialism. This article argues that intentionalism does not offer a genuinely distinct solution to the problem of perception. Any solution it can provide reduces to options already available to non-intentional theories. The argument follows the distinction between approaches that accept a direct object (or an entity constituting phenomenal character) and those that reject such an object.
Study at a glance
| Characteristics | Theoretical or philosophical paper Peer reviewed |
|---|---|
| Keywords | Germanic languages Philosophy Art |
| Key finding | Argues that intentionalism does not provide a genuinely distinct solution to the perception problem, as its proposed solutions reduce to those of non-intentional theories. |
Abstract
Algı problemi, özellikle halüsinasyon ve illüzyon örneklerinde, fenomenal karakterin ne tarafından oluşturulduğu sorusu olarak belirir: Karşımızda sandığımız nesne yoksa, deneyimde bize ne sunulur? Literatürde yönelimselcilik çoğu kez duyu-verisi kuramı, naif gerçekçilik ve zarfçılığa dördüncü bir alternatif olarak sunulur. Bu makale bu ortodoksiye itiraz etmekte ve şu temel iddiayı savunmaktadır: Yönelimselcilik algı problemine özgün bir çözüm sunmaz; sunabileceği tüm çözümler, yönelimsel olmayan kuramların zaten benimseyebileceği seçeneklere indirgenir. Argüman, (i) dolaysız bir objeyi (veya fenomenal karakteri oluşturan bir varlığı) kabul eden yaklaşımlarla (ii) dolaysız objeyi reddeden yaklaşımlar arasındaki ayrımı izler. İlk durumda yönelimselcilik, sıradan olmayan bir obje ya da gerçekleşmemiş özellik-kompleksi postüle eden mevcut kuramlarla yapısal olarak çakışır; ikinci durumda ise zarfçılığın bir versiyonuna çöker. Sonuç olarak yönelimselcilik, rakiplerine gerçek bir alternatif olamaz. Böylece makale, tartışmayı “yönelimsel içerik” etrafındaki belirsizliklerden arındırarak, algı kuramlarının algı problemine verdikleri yanıtları sistematik bir taksonomi içinde karşılaştırmakta, literatürdeki “dördüncü seçenek” iddiasını zayıflatmakta ve bunun metodolojik sonuçlarını da ortaya koymaktadır.