Mindscape Collective is now The Consciousness Library. Same library, new name. You may need to sign in again. About the change
Skip to content

GERÇEKLİK PARADOKSU: GERÇEK ULAŞILAMAYACAK BİR YERDE

Volkan Çi̇fteci̇

FLSF Felsefe ve Sosyal Bilimler Dergisi September 19, 2024 DOI: 10.53844/flsf.1507138 (opens in new tab) via OpenAlex

Summary

AI-generated from the abstract

This work traces the distinction between idea and nature throughout the history of philosophy, arguing that our understanding of reality has a paradoxical nature that is not directly accessible. The ongoing separation between idea and nature underlies many tensions, including the initial difference between physics and metaphysics. Specific dualities such as inner-outer, self-world, subject-object, being-becoming, and mind-body originate from this distinction. More broadly, the ontological opposition of Idealism-Realism and the epistemological opposition of Rationalism-Empiricism also stem from it.

Study at a glance

Characteristics Theoretical or philosophical paper Peer reviewed
Keywords Humanities Physics Philosophy
Citations 1
Key finding Argues that the distinction between idea and nature underlies many philosophical dualisms and paradoxes regarding the direct accessibility of reality.

Abstract

Bu çalışmada, felsefe tarihi boyunca etkisini hissettiren idea ve doğa arasındaki ayrımın izlerini sürüyorum. Söz konusu ayrıma vurgu yaparak gerçeklik anlayışımızın, paradoksal bir şekilde, doğrudan erişilmesi olanaklı olmayan bir doğası olduğunu göstermeye çalışıyorum. Var olan birçok gerilimin nedeninin, idea ve doğa arasında süregelen ayrım olduğunu söylemek çok da yanlış olmaz. Daha en baştan, fizik ve metafizik arasındaki fark bu ayrım perspektifinden anlam kazanır. Özel olarak, iç-dış, ben-dünya, özne-nesne, varlık-oluş, zihin-beden gibi ikiliklerin kökeninde idea ve doğa arasındaki ayrım bulunur. Genel olarak bakıldığında, ontolojik açıdan İdealizm-Realizm ve epistemolojik açıdan Rasyonalizm-Empirizm karşıtlığı da bu ayrımdan kaynaklanır. Genel olarak, gerçekliğe doğrudan erişilemeyeceği düşünülür. Doğası gereği dolaylı yollardan bilgisine ulaşabileceğimiz ve asla kolay ve doğrudan erişilecek gibi görünmeyen gerçeklik o halde ne kadar gerçeklik olarak adlandırılabilir. Pisagor ve Parmenides ile görünür olan, gerçekliğe doğrudan erişilemeyeceği iddiası, Platon, Descartes ve Kant gibi düşünürler tarafından da kabul edilir. Bugün modern sinirbilim de, gerçekliğin (gerçek dünyanın bilgisinin) bir temsil/tasarım (representation) olduğu görüşünü savunur. Gerçekliğe zihinden bağımsız olması, ancak zihin tarafından bilinebileceği sorunludur. Benzer şekilde, gerçekliğe doğrudan erişilememesi, onun üzerinde işlem yapılarak bilinebileceği iddiası da sorunludur. Her iki durum da, gerçekliğin kendinde halinden (in-itself) farklı olması varsayımı nedeniyle paradoksal görünmektedir.

Comments

No comments yet.

Log in to comment