Spinoza Etiğinde Upuygun Bir Fikir Olarak “Ahlaki Farkındalık”: Bilinç mi, Vicdan mı?
Cumhuriyet İlahiyat Dergisi December 15, 2022 DOI: 10.18505/cuid.1150883 (opens in new tab) via DOAJ
Summary
AI-generated from the abstractSpinoza uses the terms conscientia and conscius interchangeably, whereas in traditional philosophy conscientia refers to an inner voice of moral sensitivity or conscience, involving both rational and irrational processes, while conscius means consciousness, a rational reflective mental activity. This article argues that, for Spinoza, moral sensitivity arises from reflective thought, a mental action. Where consciousness is understood as reflective activity based on relations among ideas, moral awareness emerges as a new idea in the mind from those relations. The article identifies that Spinoza develops a theory of moral consciousness rather than a theory of conscience.
Study at a glance
| Characteristics | Theoretical or philosophical paper Peer reviewed |
|---|---|
| Topics | Philosophy of mind |
| Keywords | Ahlak felsefesi Zihin felsefesi Spinoza Vicdan Farkındalık |
| Key finding | Argues that Spinoza's use of conscientia and conscius as synonyms implies that moral sensitivity arises from reflective thought, and that Spinoza developed a theory of moral consciousness based on secondary ideas (ideas of ideas) rather than a theory of conscience. |
Abstract
Spinoza, conscientia ve conscius kavramları arasında anlamsal herhangi bir ayırım yapmayıp birini diğerinin yerine kullanmıştır. Ancak geleneksel felsefede conscientia kavramı “ahlaki duyarlılık” ya da “farkındalık” anlamına gelen bir “iç ses” ya da “vicdan” olarak kullanılmakta ve hem rasyonel hem de irrasyonel süreçleri ifade etmektedir. Diğer yandan aynı felsefi gelenekte conscius kavramı ise “bilinç” anlamında kullanılmakta ve rasyonel süreçlere dayalı zihinsel ya da psikolojik bir düşünümsel faaliyeti ifade etmektedir. Bu çalışma, öncelikle Spinoza’nın iki kavramı aynı anlamda kullanmasından hareketle “ahlaki duyarlılık”ın da zihinsel bir eylem olan refleksif düşünce neticesinde oluştuğunu iddia etmektedir. Çalışmada bilincin fikirler arası ilişkiye dayanan düşünümsel bir faaliyet olarak anlaşıldığı yerde, “ahlaki farkındalık”ın zihinde fikirler arası ilişki neticesinde yeni bir fikir olarak meydana geldiği savunulmaktadır. İkinci olarak çalışmada Spinoza’nın bir “vicdan teorisi”nden ziyade, söz konusu farkındalıktan hareketle bir tür “ahlaki bilinç” teorisi geliştirdiği tespit edilmektedir. Bu iddia ve tespitlerin ana odağını ise Spinoza etiğinin temel kavramları olan “iyi” ve “kötü”nün zihinde birer duygu olarak meydana gelen “sevinç” ve “keder” fikrinden doğması oluşturmaktadır. Burada “sevinç” veya “keder” bedenin etkilenişleri neticesinde zihinde meydana gelen “birincil fikirler”; “iyi” veya “kötü” ise zihnin bu birincil fikirler üzerine tefekkürü neticesinde oluşturduğu “ikincil fikirler” olarak ele alınmaktadır. Makalede “ahlaki bilinç” teorisi, bu tarz ikincil fikirler olan “fikrin fikri”ne dayandırılarak oluşturulmaktadır.