Geç Osmanlı Düşüncesinde Ruh Problemi: Filibeli Ahmet Hilmi Örneği
İlahiyat Tetkikleri Dergisi April 30, 2026 DOI: 10.29288/ilted.1816362 (opens in new tab)
Study at a glance
AI-extracted from the abstract| Characteristics | Philosophical analysis Peer reviewed |
|---|---|
| Topics | Mysticism |
| Keywords | Soul Period music Ottoman empire Theology |
| Key points | Argues that Filibeli Ahmed Hilmi conceives the soul as an independent simple substance governing the body, not as a function derived from bodily processes, and reinforces its immortality through rational and intuitive foundations. |
Abstract
Bu çalışma, Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi’nin ruh anlayışını İslâm düşünce geleneği’nin Batı felsefesiyle kurduğu eklektik ve eleştirel ilişkiler bağlamında incelemeyi hedeflemektedir. Araştırmanın temel amacı, müellifin ruhu bireysel bir varlık ilkesi olmasının yanında metafizik bir cevher ve ahlâkî bir fail olarak nasıl konumlandırdığını çözümlemek ve bu tasavvurun dönemindeki materyalist akımlara karşı sunduğu felsefî alternatifi ortaya koymaktır. Bununla birlikte Filibeli’nin bu özgün yaklaşımının dönemin baskın materyalist ve pozitivist akımlarına karşı nasıl bir felsefî duruş oluşturduğu da çalışmanın merkezinde yer almaktadır. Çalışmada yöntem olarak, birincil kaynaklara dayalı kavramsal çözümleme, tarihsel-karşılaştırmalı analiz ve felsefî metinleri tahlil tekniği benimsenmiştir. Filibeli, ruhu madde–mana, akıl–sezgi ve vahdet–kesret ilişkilerini uzlaştıran bütüncül bir metafizik yapı içerisinde temellendirmektedir. Bu doğrultuda çalışmada, müellifin Platoncu, Spinozacı ve Gazzâlîci referansları üzerinden ruhun Tanrısal düzenle irtibatı, bedenle ilişkisi ve bekâ problemi analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, Filibeli’nin ruhu bedenin karmaşık işleyişinden türeyen bir fonksiyon olarak görmediğini; aksine onu bedeni bir enstrüman gibi yöneten bağımsız bir "cevher-i basît" (yalın töz) olarak kurguladığını göstermektedir. Müellif, ruhun ölümsüzlüğü ve bekâsı meselesini sadece geleneksel kabullerle değil, rasyonel ve sezgisel dayanaklarla yeniden tahkim etmiştir. İnceleme neticesinde, Filibeli’nin yaklaşımının ruhun aşkınlığını yeniden düşünmeye önemli ölçüde katkı sunduğu tespit edilmiştir. Bu çerçevede çalışma, ruhun mahiyetine ilişkin tartışmaları tarihsel bir bağlamla birlikte modern bilincin metafizik temellerini yeniden sorgulayan felsefî bir problematik olarak ele almaktadır.